11 Aralık 2010

36- Bir mintan, üç pijama




36- Bir mintan, üç pijama

Zenginin eskisidir fakirin yenisi. Bu hep böyle olmuştur. Karalastiklerimiz bile iyice yırtılmadan yenisini alamazdık. Merkezi yönetimden uzak, devletin halkının varlığından bile habersiz olduğu dönemlerdi o dönemler. Daha önce bizim olmayan her şey elimize geçtiğinde bizi heyecanlandırırdı. Bu başkasının eskisi veya bizden bir büyük kardeşimize artık küçük olan bir giyecek olsa bile.


Bizim kendimize göre para verilerek alınan pijamalarımız hiç olmadı. "Ben çiçekli olanını istiyorum" diyecek kadar da tercih kullanabilme varlığımızda kabul edilmezdi. Göz önünde dolaşan ama varlıkları görmezlikten gelinen bireylerdik. Bizler beklerdik ki birisinin gömleğinin yakası yırtılacak kadar yıpransın sonra o kişi gelip dikiş işinde gayet mahir oıan anneme gömleğinin yakasını çevirttirsin. Bu bizim pijama hayalimizin ilk adımıydı. Sonra aynı kişi belki altı ay, belki de bir yıl sonra o gömleğin diğer yakasınında yırtılmasıyla birlikte o gömleği gözden çıkarırır ve bu bizim ikinci adımımız olurdu birden. Ama bizim için yeni pijama adımı üç adımdan oluşurdu. Yırtılan yakasıyla gözden çıkarılan gömlek anneme verir, annem de aynı gömleğin iki kolunu iki bacak, yaparak birimize bir pijama dikerdi. Sonra aynı gömleğin sırtkısmından bir, ön tarafındanda iki pijama daha dikerdi. Başkasının eskimiz gömleği bize yeni üç pijama olurdu.

Çocukluğumuz böyle geçmiştir. Yazlık kışlık seçeneğimiz ise hiç olmadı. Bütün bu imkansızlıklara rağmen nasıl da mutluyduk bilemezsiniz. Çünkü fakirin bulduğu, zenginin attığı olurdu. Böylesine de kanaatkardık. O dehlizlerden geçerek geldik yırtığını yamamaya tahammül edemeyip yenisini aradığımız bu günlere.
Bir mintan, üç pijama... Zenginin artığıyla üç fakirin doyduğu, doyurulduğu, şükrettiği günlerdi o günler. Mutluyduk. Tercih hakkımız arttıkça mutsuz olmaya başladık. Zenginliğimiz arttıkça, gönüllerimiz çoraklaştı. Kuraklaştı gönüllerimiz. Kanaatsızlık kanatlarımızı kırdı. Sanki; mutlu çocuklardan, mutsuz maymunlara döndük


Bekir Kale Ahıskalı
Eylül 2010
Kekeme Kaval-36

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder